29 Mayıs 2008 Perşembe
Bey'oğlu
Sakiler mırıldanır eski manilerden..
Bey'oğlu son yudumları alırken..
Ruhum akar türkülerde
17 Mayıs 2008 Cumartesi
Yastık Altı Hıçkırıkları
biraz daha yavas..
belki burda değil...
aslında farketmez...
kapının önü yada senin yatağın...
nerde yapacağın değil..
ne kadar tadına bakacağın...
ruhumun ta dibinde...
sana ait birseyler var....
hadi..
ama acıtmadan...
ruhuma zarar vermeden...
farkettirmeden ona...
beni sadece bir nesneden ibaret oldugumu..
belli etmeden...
ozletmeden ona..
sevgiyi....
6 Mayıs 2008 Salı
Küçük Bir Genelleme...
Ne kadar zamandır buradayım.Ne zamandır bu yataktayım..Kaç yıl oldu..Saat kaç?..
Ne fark eder ki.. Saatin kaç olduğu kimin umurunda..
Peki uyanık mıyım? Yoksa uyandığımı sanıp aslında rüyamı görüyorum yine..
Evet rüya görüyor olmalıyım çünkü bu oda daha önce hiç bu kadar karanlık ve kulaklarımı sağır edecek kadar sessiz olmamıştı..
Ne sokak lambasının ışığı vuruyor camıma ne de güneşin aynası aydan eser var..
En azından gecenin kaçı olursa olsun kimseyi takmadan diledikleri gibi havlayan sokak köpeklerinden bir ses duysam yada bir kedi mırıldansa..
Hiç olmadı böcekler yaz gecelerinde
mutlaka bahçede gizlendikleri yerden gecenin sessizliğini bölecek o kendilerine has sesleri çıkarırlardı..
Neden hiç bir çıtırtı bile yok..Neden..
Uyandım mı şimdi ben?
Neden hareket edemiyorum..Parmaklarımı kımıldatacak kadar bile gücüm kalmamış olamaz.Bu kadar mı yoruldum ..
Evet!!
Yoruldum hem de çok..
Gözlerimi kapatıp tekrar uykuya dalsam.. Uykuya dalsam ve yıllarca uyanmasam tekrar.. Rüyalarda olmasa ..
Ne görmekten korktuğum gözler, ne duymaktan korktuğum sözler girmese gecelerime..
Öylece yattığım bu yatakta yokluğa karışsam .. Gözlerimi yumsam ve gözlerimde sakladığım belkiler de yokluğa karışsa.
Bedenim yok olsa, ruhum yok olsa, dün yok olsa, bu gün olmasa, yarın olmasa.. Olmazlarla yokluklar birbirine karışıp beni içine alsa .
. Sonra ben yoklukları olmazları yutup daha da büyüsem ve karanlık olsam.
Bu oda gibi karanlık.Gece gibi karanlık, yalan gibi karanlık, ölüm gibi karanlık olsam.
Daha öncede zor zamanları atlattı ruhum ve bedenim kenetlenip.Ama artık olmuyor ,
daha fazla savaşamıyorum..
Çünkü artık inanmıyorum.İnancımı kaybettim.Aşka, aileye, dostluğa, sadakate, evliliğe, arkadaşlığa, doğruya ,yanlışa,ahlaka, ahlaksızlığa..
İnsanlara inanmıyorum artık..
Bu gezegendeki hiçbir kavramın içini dolduramıyorum.Yıllardır anlamlar yüklediğim ne varsa , inandığım ,istediğim ne varsa hepsi çürüdü artık..
Sadece anlamsız kelimeler yığını var bomboş! O kadar hafifler
O kadar hafifler ki uçuşup birbirlerine çarpıyorlar, çarptıkça küçük baloncuklar gibi dağılıp yapışıyorlar ve eriyip yok oluyorlar..
Bana bunu nasıl yaptınız diye bir bir hesap sormak isterdim hayatıma girip inancımı parçalayan bütün bedenlere..
Ruhlarına yapabileceğim bir şey yok çünkü zaten o zavallılar da ruhlarını çoktan kaybetmişler .Asıl en büyük acı bunu fark etmemişler bile..
Ama ne yazık ki artık bedenimde dibe vurdu ruhunu kaybedip... Benim ruhsuz bedenim onların ruhsuz bedenlerine zarar verecek güçte değil artık..
Fark ne peki..?
Onlardan neden farklıyım , neden kabullenip inançsızlığa inanamıyorum ...Neden yaşayan ölü olmak yerine şimdi bu odada ölümü çağırıyorum..
Anlıklar-6
Yagmurda yurudum bugun tek basima birden durdum biran sessizligi dinledim senin sesini aradim sanki sonra ellerimdeki boslugu farkettim avuclarima baktim yoktu beni huylandiran parmak uclarin..Sonra ellerim belini aradi sanki sarilasim geldi sana simsiki vedalasirkenki gibi yanaklarini oksamak istedim masumca gozlerine bakmak istedim..Sonra bunlari dusununce gercekten salak olduguma inandim nasil senden ayrilabilirdi bu beden bu ruh sensiz nasil yapardi bu kadar sevdigi birsey olmadan...
Anlıklar-5
Simdi senin kiymetini bi daha anliyorum gecelerde senin sesini duymadan uyumak imkansiz gibi geliyor sonra senin hayalini izlerken bazen dalip uyuyakaliyorum..
Anlıklar-3
Bakınca boşluğa seni gördüm sanki sarılasım geldi senin yokluğuna...ama seni bırakıp giderken bile özlemek senin kokunu hissetme ihtiyacım var hala şu an bile senin teninde elimi gezdirirken hissettiğim korku acı aşk sevgi mutluluk huzur hepsi bir arada geliyor vücuduma tenime kalbime kanıma karışıyordu belkide sesime..
Anlıklar-2
Bak yine sessiz duvarlar,kitaplarım.Çığlık çığlığa ruhum ama çıtı çıkmıyor.Belki artık yorgun düştü ses tellerim? Belki de umut dediğim şey yoktu!!Aslında özlemini duyduğum bütün herşeyin yok olmasıydı ...!!!!Yaşam güzel diyenin ben kafasına edeyim...Kafası güzeldi herhalde.....
Anlıklar-1
Aslında ben pek fazla din hakkında bilgisi olmayan bir insanımdır çünkü benim hayatıma dinin girişi kimliğimdeki islam yazısının ne olduğunu sormamla başlar diyebilirim ... şimdi çok alakasız gelecek ama darwin konusuna gelelim tamam herşey birşeyden türemiş olabilir ama ne kadar küçük olursa olsun ne kadar uzak olursa olsun o Şey nereden geldi yada sonsuzluk dediğimiz şey ne kadar uzak yani evren yada uzay nerede başlıyor yada bitiyor o kadar çok soru varki ortalıkta gezen ... neden biz bu kadar küçük biryerde bu kadar kalabalığız neden başka gezegenlerde ne olduğunu bilmiyoruz yada din gerçekten var mı ? yani insanların taşa bile taptığı düşünülürse o yüzden herşey karmakarışık ben bu konulara girince içim sıkılıyor çünkü herşey çok uzun zamanda açıklanabilir gibi geliyor ve aynı zamanda benim her zaman aklımda olan bir sorun var zaten "ÖLÜM"ne oluyor ölünce her zaman çok merak etmişimdir ama bi o kadarda korkmuşumdur çünkü kimse bilemez ne olduğunu çünkü ölümden sonrasını anlatamaz çünkü ÖLMÜŞTÜR...